Kült Nedir? Bir Defter Sayfasında Saklı Kalan Hikâyem
Kayseri’de yaşadığım eski apartmanın küçük odasında, her gece aynı şeyi yaparım: günlüğümü açarım. Bazen sadece iki cümle yazarım, bazen de sayfalarca içimde birikenleri dökerim. 25 yaşındayım ve bazı insanlar duygularını saklamayı öğrenirken ben tam tersine onları kelimelere bırakmayı öğrendim. Çünkü içimde kalan her duygu, zaman geçtikçe daha ağır bir yük gibi omuzlarıma oturuyor.
Geçen kış, hayatımda hiç beklemediğim bir keşifle karşılaştım. Aslında büyük bir olay değildi. Sıradan bir pazar günüydü. Kayseri’nin soğuk havasında, eski kitapların ve hatıraların arasında dolaşırken elime geçen bir defter, bana “kült” kelimesinin anlamını bambaşka bir şekilde öğretti.
O güne kadar kült kelimesini sadece birkaç film, kitap veya sanat eseri için kullanılan bir ifade olarak biliyordum. Bir şeyin çok sevildiğini, zaman geçmesine rağmen değerini kaybetmediğini anlatan bir kelimeydi benim için. Ama o gün anladım ki kült kavramı, sadece eserlerle ilgili değildi. İnsanların bağ kurduğu, anlam yüklediği, yıllar boyunca yaşattığı şeylerin de bir hikâyesi vardı.
Eski Bir Defter ve Geçmişten Gelen Ses
Değerli ziyaretçiler, Kasvabijuteri ekibi bu yazısında “Kült nedir” konusunu tüm yönleriyle aktarıyor.
O pazar günü annemle birlikte eski eşyaları düzenliyorduk. Çocukluğumdan kalan birkaç kutu, yıllardır açılmayı bekliyordu. Ben zaten eski eşyalara karşı garip bir yakınlık hissederim. Bana göre her eski eşyanın içinde bir insan hikâyesi saklıdır.
Kutunun içinden sararmış sayfaları olan bir defter çıktı. İlk başta kimin olduğunu anlamadım. Sayfalarını çevirdikçe bunun dedeme ait olduğunu fark ettim. Dedem yıllar önce yaşadığı bazı olayları, düşüncelerini ve günlük hayatını yazmıştı.
Sayfalardan birinde şöyle bir cümle vardı:
“Bazı şeyler vardır, insanlar unutmasın diye değil; insanlar kendini hatırlasın diye yaşatılır.”
Bu cümle beni uzun süre düşündürdü.
O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. İçimde hem büyük bir heyecan hem de garip bir hüzün vardı. Çünkü yıllardır yanımda olan bir insanın, aslında bana hiç anlatmadığı yönlerini keşfediyordum. Geçmişin sessizce konuştuğunu hissettim.
İşte o an kült kavramının sadece popüler olmakla ilgili olmadığını anladım.
Kült Nedir? Sadece Eski ve Ünlü Olan Bir Şey mi?
Kült nedir sorusunun cevabı aslında düşündüğümüzden daha derindir. Kült; belirli bir dönemde büyük ilgi görmüş, zaman içinde değerini kaybetmemiş, insanların özel bir bağ kurduğu kişi, eser, fikir veya oluşumlar için kullanılan bir kavramdır.
Bir film yıllar sonra hâlâ insanların üzerinde konuşmasını sağlıyorsa, bir kitap nesiller boyunca okunmaya devam ediyorsa veya bir sanatçı kendinden sonra gelen insanları etkiliyorsa kült olarak değerlendirilebilir.
Ama benim için kült olmanın en önemli tarafı, insanların kalbinde bir yer edinmesidir.
Çünkü herkesin hayatında küçük kültler vardır.
Belki çocukken izlediğimiz ve yıllar sonra tekrar açtığımız bir çizgi film…
Belki gençliğimizde bize umut veren bir şarkı…
Belki defalarca okuduğumuz, altını çizdiğimiz bir kitap…
Bunlar bizim kişisel kültlerimiz olabilir.
Benim için dedemin defteri de böyle bir şey oldu. Binlerce insanın bildiği bir eser değildi. Bir müzede sergilenmiyordu. Ama benim hayatımda büyük bir anlam taşıyordu.
Kayseri Sokaklarında Değişen Bir Bakış
Defteri bulduktan sonraki günlerde Kayseri sokaklarında yürürken çevreme farklı bakmaya başladım.
Daha önce sadece eski bir bina olarak gördüğüm yerlerde geçmişin izlerini arıyordum. Eski taş duvarlara, yıllardır aynı yerde duran dükkânlara, çocukluğumdan kalan sokaklara başka gözlerle bakıyordum.
Bir akşam arkadaşım ile birlikte tarihi bir bölgede yürürken ona bu düşüncelerimden bahsettim. Bana gülerek:
“Sen her şeyin içinde bir hikâye buluyorsun.”
dedi.
Belki de haklıydı.
Ama ben bundan hiç rahatsız olmadım. Çünkü hayatın sadece büyük olaylardan ibaret olmadığını düşünüyorum. Bazen küçücük bir an, insanın içinde yıllarca yaşayacak bir duygu bırakabilir.
Kült kavramını anlamam da böyle oldu. Bir tanım okuyarak değil, bir his yaşayarak öğrendim.
Kült Eserlerin İnsanlarla Kurduğu Bağ
Bir eseri kült yapan şey sadece çok kişi tarafından bilinmesi değildir. Asıl önemli olan, insanların onunla kurduğu duygusal bağdır.
Bazı filmler vardır, her izlediğimizde aynı sahnede duygulanırız. Bazı kitaplar vardır, yıllar sonra tekrar açtığımızda kendimizi eski hâlimizde buluruz. Bazı şarkılar vardır, birkaç saniye içinde bizi geçmişte yaşadığımız bir ana götürür.
Bence kült kavramının büyüsü burada saklıdır.
Bir eser sadece anlatmaz; insanın kendi hikâyesine dokunur.
Ben bunu kendi hayatımda çok kez yaşadım. Üniversite yıllarımda zor zamanlar geçirdiğim bir dönemde okuduğum bir kitap vardı. O kitabın bazı cümleleri bana yalnız olmadığımı hissettirmişti. Yıllar sonra aynı kitabı tekrar elime aldığımda hâlâ aynı sıcaklığı hissettim.
İşte bazı şeylerin zaman karşısında ayakta kalmasının sebebi budur.
İnsan değişir, dünya değişir ama bazı duygular aynı kalır.
Kült Olmak ve Zamanın Sınavı
Bir şeyin kült olarak kabul edilmesi kolay değildir. Çünkü zaman acımasız bir sınavdır.
Bugün herkesin konuştuğu bir şey, birkaç yıl sonra tamamen unutulabilir. Ama bazı eserler vardır ki üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen hâlâ değerini korur.
Bunun sebebi sadece kalitesi değildir. İnsanların kendilerinden bir parça bulmasıdır.
Bir filmde kendi yalnızlığımızı görebiliriz.
Bir romanda kendi hayallerimizi bulabiliriz.
Bir şarkıda geçmişte kaybettiğimiz bir duyguyu yeniden yaşayabiliriz.
Kült eserler aslında insan hafızasının bir parçası olur.
Bu yüzden kült kavramı bana hep biraz hüzünlü gelir. Çünkü içinde hem geçmiş vardır hem de geleceğe bırakılan bir iz.
Hayal Kırıklıkları ve Umut Arasında
Hayatımda bazı şeylerin kalıcı olmadığını öğrendiğim dönemler oldu. Çok sevdiğim bazı insanlar uzaklaştı. Büyük anlamlar yüklediğim bazı hayaller gerçekleşmedi.
Bazen gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Geleceğe dair kurduğum planların değişmesi beni üzüyordu. Kendimi kaybolmuş hissettiğim zamanlar oldu. Günlüğümün sayfalarında bu duyguları saklamadım.
Ama zamanla şunu fark ettim: Kalıcı olan her zaman insanlar ya da olaylar değildir. Bazen bize kalan şey, yaşadığımız duygudur.
Belki de kült kavramının bana öğrettiği en güzel şey buydu.
Bir şeyin değerli olması için sonsuza kadar bizimle kalması gerekmez. Bazen kısa bir dönem bile hayatımızda derin bir iz bırakabilir.
Tıpkı dedemin defteri gibi.
Tıpkı bazı kitaplar, filmler ve şarkılar gibi.
Kendi Hayatımızdaki Kültleri Fark Etmek
Bence herkes kendi hayatındaki kültleri keşfetmeli.
Bunun için büyük sanat eserlerine ya da herkesin bildiği şeylere bakmak gerekmiyor.
Bazen çocukluğumuzdan kalan bir oyuncak, eski bir fotoğraf, ailemizden duyduğumuz bir hikâye bile bizim için kült bir anlam taşıyabilir.
Çünkü kült sadece toplumun verdiği bir değer değildir. İnsan kendi kalbinde de bir şeye özel bir yer açabilir.
Ben artık eski eşyalara baktığımda sadece geçmişi görmüyorum. İçlerinde saklanan duyguları hissediyorum.
Bir gün ben de geriye sadece birkaç eşya ve birkaç yazı bırakacağım belki. Ama önemli olan ne kadar büyük bir iz bıraktığım değil, birinin hayatına dokunup dokunmadığım olacak.
Son Sayfa: Kült Kavramının Bende Bıraktığı İz
Bugün hâlâ her gece günlüğümü yazıyorum. Bazen güzel günlerimi, bazen kırgınlıklarımı, bazen de geleceğe dair umutlarımı anlatıyorum.
O eski defteri bulduğum günden beri kült kelimesine baktığımda sadece bir tanım görmüyorum.
Bir hikâye görüyorum.
Bir insanın geçmişini, bir toplumun hafızasını ve bir duygunun yıllar boyunca yaşamasını görüyorum.
Kült nedir diye soran birine artık sadece “zaman içinde değerini kaybetmeyen şeylerdir” demem.
Daha fazlasını söylerim.
Kült; insanların kalbine dokunan, unutulsa bile yeniden hatırlanan, üzerinden yıllar geçse de aynı duyguyu uyandıran izlerdir.
Ve belki de hepimizin hayatında, kimsenin bilmediği küçük bir kült hikâyesi vardır.
Benimki eski bir defterle başladı.
Belki sizin hikâyeniz de çoktan bir yerde sizi bekliyordur.