Merhaba dostlar — bugün hepimizin zaman zaman duyduğu, bazılarımızın belki de kullandığı bir sözü konuşmak istiyorum: “Şerefsizlik yapma.” Bu söz sadece bir uyarı gibi görünse de; üzerine düşününce, hakaret, toplumun vicdanı, onur ve saygı kavramlarıyla iç içe geçmiş bir meseleye dönüşüyor. Gelin, bu ifadenin kökenlerinden, yargıdaki yerinden ve gelecekteki toplumsal etkilerine kadar beraber bakalım.
“Şerefsizlik” Ne Anlama Geliyor?
“Şeref” kavramı; onur, saygınlık, namus gibi değerleri içerir — bir kişinin hem kendi iç dünyasında hem de toplum önünde sahip olduğu itibar demektir. “Şerefsizlik” ise, bu itibarın yokluğu, onur ve saygınlık iddiasının inkarı; insan karakterinde haysiyet kırıklığını, alçakça davranışı, dürüstlükten uzaklığı ima eder. Dolayısıyla “şerefsizlik yapma/demek” demek, yalnızca kaba bir uyarı değil; kişinin onuruna, toplum içindeki saygınlığına doğrudan bir saldırıdır. Birçok hukuk uzmanı ve mahkeme içtihatı bu anlamı esas alır. :contentReference[oaicite:0]{index=0}
Yargı Penceresinden: Hakaret Suçu ve “Şerefsiz” İfadesi
Türk Ceza Kanunu (TCK) 125. maddesi, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide eden her türlü söz ve davranışı “hakaret suçu” kapsamında değerlendirir. :contentReference[oaicite:2]{index=2} Özellikle, bir kimseye “şerefsiz” demek, doğrudan “onursuz, saygısız, alçakça davranan” bir kişi olarak yaftalamaktır; bu nedenle birçok Yargıtay kararı, bu ifadenin hakaret suçu oluşturduğunu hükme bağlamış. :contentReference[oaicite:3]{index=3}
Ancak bağlam büyük fark yaratır: Hukukta, hakaret suçu oluşabilmesi için sözün muhatabın onur, şeref ya da saygınlığını rencide edecek nitelikte ve saygınlığını zedeleyici olması beklenir. Bazı mahkeme kararlarında ise, “şerefsizlik yapıyorsun” benzeri ifadelerin, somut bir suç isnadı ya da belirli bir fiil yüklemeksizin k avgayla ifade edilmesi hâlinde, hakaret sayılmayabileceği öne sürülmüştür. :contentReference[oaicite:4]{index=4} Bu, aynı sözün bağlama ve niyete göre farklı değerlendirilebileceğini gösteriyor.
Kökenler, Toplumsal Algı, ve Günümüzdeki Yansımalar
“Şeref”, hemen her toplumda insan onurunun ve toplum içindeki itibarın sembolüdür. “Şerefsizlik” ifadesi ise tarihten bu yana, haysiyet kırıcı, alçaltıcı bir suçlama unsuru olmuştur. İnsanlığın kadim değerlerinden biri olan “onur”, bireyin hem kendi gözündeki hem de toplumun gözündeki saygınlığı demektir. Bu değeri hedef alan her türlü söz ya da hakaret, sadece bireyi değil, toplum vicdanını da sarsar. Günümüzde sosyal medya, dijital iletişim ve anonim ortamlar bu tür ifadelerin yaygınlaşmasını kolaylaştırdı; bu da “hakaret‑ödülü” deyimi yerine “hakaret‑sözü”nün metaforik gücünü artırdı.
Bir arkadaş grubunu veya iş yerini düşünün: orada “şerefsizlik” suçlaması çok ağır gelir. Sadece o anın öfkesinden ibaret bir söz değil; o kişinin karakteri ve toplumsal itibarı üzerine yapılan derin bir yargıdır. Bu yüzden, hakaret yasaları sadece bireysel hakları değil; toplumun vicdani dengelerini korur.
Geleceğe Dair: Hakaret, İfade Özgürlüğü ve Sosyal Meseleler
İfade özgürlüğü demokratik toplumun temeli, ancak bu özgürlük başkalarının onuruna, şerefine zarar vermeden yaşanmalı. Eğer toplum içinde “şerefsizlik yapma” gibi ifadeler sıradanlaşırsa, saygı, nefret söylemi ile iç içe girebilir. Bu durumda, hukukî yaptırımlar yanında, toplumsal erozyon riski de vardır: Onur ve saygıya dair normlar aşınır, insanlar arasındaki güven, saygı azalır. Bu nedenle, hakaret kapsamındaki sözlerin suç sayılması — yalnızca bireysel adalet değil, toplumsal dayanışma ve asgari insanî saygı için de önemlidir. :contentReference[oaicite:5]{index=5}
Sonuç: “Şerefsizlik Yapma” Hakaret Mi?
Evet — bağlama, niyete ve kullanılan ifadenin muhatabın onur, şeref ve saygınlığına yönelik küçültücü, aşağılayıcı nitelikte olmasına bağlı olarak, “şerefsizlik yapma / şerefsiz” demek; büyük çoğunlukla hukuken hakaret sayılır. Ancak sair durumlarda — örneğin soyut bir suç isnadı olmadan, geçici bir uyarı ya da öfkeye dayalı bir laf olursa — mahkemeler bunu hakaret olarak değerlendirmeyebiliyor. :contentReference[oaicite:6]{index=6}
Bu yazı sizleri, dilin gücü ve sorumluluğu üzerine düşünmeye davet ediyor. Sizce “şerefsizlik” ifadesinin toplumda normalleşmesi bizi nereye götürür? Bir hakaretin sınırı nerede başlamalı — kişilik haklarının korunması mı, yoksa ifade özgürlüğü mü ağır basmalı? Yorumlarda düşüncelerinizi bekliyorum.
::contentReference[oaicite:7]{index=7}